Ne kadar tuhaf değil mi? ‘’Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık.’’ Oysa ne Almanların hazin bir çöküşü söz konusuydu ne de ‘şu çılgın Türkler’ in çılgın bir zaferi. Sanırım tarihin en tuhaf zamanlarında en tuhaf cümleleri biz kuruyoruz.
Anlamıyorum zira. Yıllar önce ‘’Kaçın! Şeriat geliyor.’’ diyenler, bugün Amerikan uşaklarından yakınıyor. Beyoğlu caddelerini kara çarşafa boğanlar bugün Türk bayrağında masonik simgeler arıyor.
Yakın tarihi sisler ardına itmiş, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen tabuları zihnimize pompalayan kayıp bir neslin sönük kalıntıları var güçleriyle bağırıyor şimdilerde. Onlar… Türk milliyetçiliğinin tek mirasçıları… Modern Türkler. Cumhuriyeti kurtarma adı altında devlet yıkmayı mübah gören hastalıklı, sığ zihinler saldırıyor korkusuzca düşman hattına.
Ne kadar enteresandır ki milleti mutlak monarşiden aydınlık cumhuriyete ‘boğanlar’ da onlar. Milyonlarca kilometre karelik saadet zincirini birkaç yüz bin kilometrekareye sığdıranlar da.
Oysa bugün çoğulcu demokrasiye sırt çevirdiler. Tam da özgürlüklerden, hak ve hukukun üstünlüğünden bahsettikleri zamanlarda. Yumurtalı diploma adaylarının pek tabii haklarını kullanırken… ‘’Bu memleket bizim, bizim kalacak.’’… ‘’Özgürlük sokakta!’’ …
Sözüm ona emperyalist kollar dolanmış boğazlarına. Cahil bir halkla ileriye yürünmezmiş. Ne çabuk unuttular sütçü imamı, seyid onbaşıyı. Bu milletin bağrında yetişmediler mi? Bu cahil halk değil miydi yıllarca onlara katlanan?
Siz… Bando milliyetçileri…
Bırakın falancıların filan cümlelerini. Bir mutlu Türkler var, bir de Türk’üm diyenler.
Siz neden mutlu değilsiniz?
not: kuru havadan nem kapan yorum yapmasın. Buyrun size özgürlük.